Pzt - Cmt 11.00 - 19.00 Pazar Kapalı

(0212) 561 29 49

Bakırköy/İstanbul

Top

Evlilik Terapisinin Evreleri

Başlangıç evresi

İlk seans: Tanışma ve karşılıklı bilgilenme

Öncelikle kriz sürecine müdahale, eşlerin kendi köşelerine çekilerek bir süre (örneğin en az 30 gün) soluklanmaları, kafalarını toparlamaları.

Evlilikteki temel sorunların ve beklentilerin netleştirilmesi.

Evlilik terapisine ilk adım: Terapi seansı için randevu alıp, iki eşin, çift olarak evlilik terapisine başlamasıdır. Terapist ile işler karşılıklı tanışırlar. Öncelikli amaç; karşılıklı bir güven ve işbirliği zemini oluşturmaktır. Eşlere; asla yargılanmayacakları, suçlanmayacakları, koşulsuz saygı ve tarafsızlıkla dinleneceklerine dair güvence verilir.

Her iki eşin ve terapistin üçlü müttefik olup, umutla ve istekle ortak bir iş-birliğine girmesi önemlidir. Eşlerin her ikisi de; “iradesiz” “zayıf karakterli” “haysiyetsiz” “yetersiz” “hilkat garibesi” “ucube“ “lanetli” “umutsuz vaka” “psikiyatrik hasta” “deli” olmadıklarını, terapinin başlangıcında başvurdukları psikiyatrist ile birlikte öğrenmeli ve kabul etmelidirler.Psikolojik destek talep etmenin veya duygularını paylaşmanın; zayıflık olduğuna dair yanlış inanış toplumumuzda yaygındır. Terapiye başvuran eşlerde, eğer böyle bir inanış varsa, bunun hakkında mutlaka ayrıntılı konuşulmalıdır.

Eğer eşler evliliklerindeki bir krizin hemen ardından, evlilik terapisine başvurmuşlarsa; öncelikle krize müdahale önemlidir. Terapinin ilk evresinde eşlerin birisi veya her ikisi de kalbi kırılmış hissediyor olabilir. Bu dönemde eşler karşılıklı konuşma konusunda tahammülsüz, kızgın, öfkeli, hassas, kırılgan, alıngan, bıkkın, yorgun, umutsuz, arzusuz, isteksiz, gönülsüz, buruk, sitemkar, tavırlı, küskün bir durumda olabilir. Eşlerden birisinde kayıtsızlık, fütursuzluk, küçümseme, alaycılık, aldırmazlık, ilgisizlik, konuşturmama veya konuşmama tavrı görülebilir. Eşlerin birisi veya her ikisi de; ne hissettiklerini, ne istediklerini bilmiyor halde olabilirler. Böylesine şaşkın ve karmaşık bir durum, son derece olağan ve insanidir. Bir insanın; kendi hayatıyla ve hayat arkadaşıyla ilgili ne istediğini bilmemesi olağandır, fakat, ne istediğine kafa yormaması olağan değildir ve bedeli ağırdır.

Evlilik terapisi sürecinin başlangıç evresinde; evlilikte yaşanan sorunların kökenlerini araştırmak ve çözmeye çalışmak askıya alınır. Yani; evlilikte yaşadıkların sorunların “nedenlerini veya çözümlerini araştırmak terapinin başlangıç evresinde önerilmez. Eşlerin her ikisine de; evliliklerini çabucak iyileştirmeye çalışmaları veya çabucak boşanmaları yerine; önce terapistle birlikte, evliliklerindeki ruhsal durumu gerçekten netleştirmeye, farkına varmaya ve anlamaya çalışmaları önerilir.

Evlilikteki ve eşlerdeki güncel ruhsal durum tespiti yapılmadan; evliliğin akıbetiyle ilgili hiçbir radikal karar almamaları eşlere önerilir. Elbette; boşanma da sağlıklı bir seçenek olabilir, fakat boşanma seçeneği, mümkünse en sona bırakılmalıdır. Çünkü; öncelikle, evlilikteki her bir eşin; hem kişisel hayatındaki, hem de eşiyle ilişkisindeki, güncel ruhsal durumları, netleştirilmeye çalışılır.

Evlilik terapisinde umut: şimdidedir, yani güncel hayatta.

Ne hayatın kendisi, ne de bir evliliğin geleceği; mutlak olarak öngörülemez. Bir evlilikte yaşanmış olan geçmiş de değiştirilemez. Evlilik terapisi sürecinin başlangıç evresinde; eşlerin, bir süre (en az 30 gün) ilişkilerini minimumda tutmaları, ilişkilerini çabucak iyileştirmeye çalışmamaları, duygusal-cinsel ve sosyal olarak bir süre uzak durmaları önerilebilir. Bunun amacı, her bir eşin, bir süre, kendisiyle bir başına kalarak, önce soluklanıp, sonra da kafasını toparlamaya çalışmasıdır. Eşlerin bir süre; kendi hislerine ve isteklerine odaklanıp, yeni bir güncelleme yapması önceliklidir.

Her bir eşin, kendi kendine aşağıdaki soruları sorup, soruları detaylıca cevaplayarak bir kağıda yazmaları ve seansa getirmeleri, evlilik terapisinin başlangıç ödevi olarak istenebilir:

  • Evliliğimde öncelikle odaklanmak istediğim temel meseleler (sorunlar, problemler, anlaşmazlıklar, güçlükler) neler?
  • Bu meselelerden ilk önce hangisinin terapide konuşulmasını istiyorum?
  • O meseleyle ilgili ne istiyorum?
  • O meseleyle ilgili benim ne gibi ikilemlerim var?
  • O meseleyle ilgili nelerden sorumluyum ve nelerden sorumlu değilim?

Eşlerin her biri terapiden, hayattan ve hayat arkadaşlarından neler beklemektedir?

Evlilik terapisi sürecinde; eşlerin her birinin, ayrı ayrı bu sorulara kendi kafalarını yormaları, güncelde ne istediklerini, somut, açık ve net olarak bir kağıda detaylıca yazıp, yazdıklarını evlilik terapisi seansına getirmeleri gerçekten de öncelikli önemdedir. Evlilik terapisinin başlangıç evresinde; eşlerin her ikisinden de, bu öncelikli terapi ödevlerine gerçekten kafa yormalarını ve detaylıca yazıp seansa getirmelerini ısrarla istenir. Evlilik terapisi sürecinde de; her terapide gerektiği gibi; eşlerin inançla, istekle, sabırla, umutla, cesaretle, kararlılıkla, samimiyetle ve dürüstlükle çabalamaları önemlidir.

Öncelikle; aralarındaki evlilik ilişkilerindeki güncel durumun ve tarihçesinin konuşulması önemlidir. Her bir eşin; kendi penceresinden gördüğü kadarıyla evliliğindeki temel sorunları seslendirmesi istenir. Sonrasında; evlilikten ve terapiden beklentilerin, isteklerin, hedeflerin, amaçların belirlenmesine odaklanılır.

Evlilik terapisi sürecinde kimi sorulara ön cevaplar aranır:

  • Çifti bir arada tutan şeyler neler?
  • Temel anlaşmazlık noktaları neler?
  • Hangi meselede ne kadar esneyebilirler?
  • Katı kuralları, kalın kırmızı çizgileri var mıdır?
  • Talep etmeyi kendinde hak görebilme kapasiteleri var mı?
  • İlişkide karşılıklılığı (alabilmeyi ve verebilmeyi) öğrenmek istiyorlar mı? (Karşılıklı: sevgi, ilgi, özen, saygı, açıklık, adalet, dürüstlük, sadakat, bağlılık, güven, şükran, af dilemek, affetmek)

Orta evre

Geçmişte yaşanmış, karşılıklı olumsuzluklar için karşılıklı af dileyebilmek ve affedebilmek.

Geçmişte yaşanmış, fakat halen eşlerden birinin gündemini meşgul eden olumsuzlukları “unutmaya çalışmak” yerine (önerilecek terapi tekniklerini kullanarak) son bir kez anlamlandırıp, kabul etmek ve geride bırakmak.

Hayatta ve evlilikte güncele (şimdiye) gelebilmek.

Hayat ortaklığını (son kez) tekrar denemek.

Çeşitli terapi tekniklerini öğrenmek ve evlilik ilişkisinde uygulamayı denemek.

Her çift; evliliklerinde yaşadıkları spesifik sorunlara göre, farklı bir desteğe ihtiyaç duyabilir. Gerçekten konuşabilmek için bir tercümana, yeni bir lisan (ortak bir dil) öğrenmek için dil kursuna, birbirlerinin ayağına basıp acıtmamak için dans kursuna, kısılıp kaldıkları kapandan bir çıkış yolu bulmak için rehberlik veya kılavuzluk edecek bir yol arkadaşına, kendilerini ve birbirlerini aşağıya doğru çekerek, boğulmaya başladıkları akıntı ve girdaplardan kurtulmak için yüzmeyi öğrenmeye, ilişkilerindeki yineleyen yıkıcı tekrarlardan kurtulabilmek için tarafsız, yargısız, bilgili, deneyimli, hoşgörülü, empatik, üçüncü bir dış gözün objektif profesyonel desteğine, ayrılmak, ilişkiyi bitirmek, evliliği geride bırakmak ve kendilerine ayrı ayrı yeni hayatlar kurmakla ilgili güçlükler, kararsızlıklar, çelişkiler, suçluluklar yaşıyorlarsa; usturuplu bir ayrılığın sorumluluğunu iki yetişkin olarak alarak, çift terapisi desteğiyle kayıp ve yas sürecini tamamlamaya,ihtiyaç duyuyor olabilirler.

Terapist tarafından eşlere tercümanlığa başlanabilir. İlişkilerindeki olumsuz havada konuşurken eşler; çoğu zaman, birbirlerinin asıl söylemek istediklerini kaçırırlar, farklı anlarlar, yanlış anlarlar, anlamak istedikleri gibi anlarlar, anlamak istemeyebilirler, çarpıtabilirler, birbirlerinin zihnini okuduklarını sanabilirler, aşırı genellemelere gidebilirler. Bunun gibi daha birçok farklı nedenden dolayı; eşlere doğru bir çeviri gerekir.

Evlilik terapisinde eşler; yeni bir lisan (ortak bir dil) öğrenebilirler. Evlilik terapisi; bir dil kursu gibi düşünülebilir. Terapi ilişkisi sürecinde;

  • Sağlıklı konuşabilmenin temel unsurları tekrar tekrar vurgulanır. Konuşmanın içeriği, üslubu ve zamanlaması
  • Eleştirmek veya suçlamak yerine talep etmek
  • Geçmişi gündeme getirmek yerine günceli konuşmak
  • Aynı anda konuşmak veya birbirinin sözünü kesmek yerine sırayla konuşmak ve birbirini gerçekten dinlemek

gibi pek çok iletişim becerileri üzerinde; çiftin ihtiyacına göre çalışılır.

İkili bir ilişkide, bir eşin her istediği; her istediği zaman, istediği kadar ve istediği şekilde karşılanamaz. Böylesi bir talebin kökleri; eşlerin bebeklik dönemine kadar uzanıyor olabilir.

Bir ilişkideki ihtiyaçların hangilerinin zaruri olup-olmadığı ayrımını yapabilmek önemlidir. Beklentilerin gerçekleştirilebilmesinin ne kadar mümkün ve adil olup-olmadığı da değerlendirilmelidir. Çiftin ilişkisi eğer dans etmek gibi düşünülürse; eşler, öncelikle, birbirinin ayağına basıp (kasıtlı veya kasıtsız) birbirlerinin canını acıttıklarıyla yüzleşmelidirler. Hiçbir eş; yüzleşmediği hiçbir şeyi düzeltemez.

Karşılıklı olarak af dilemek ve affetmek; çift olarak yeniden dans etmeyi denemek için ön koşuldur.İkili ilişkilerde; yetişkin olmanın en temel ilkesi: karşılıklılıktır. (Karşılıklı çaba, karşılıklı sevgi, karşılıklı saygı, karşılıklı güven, bağlılık, sadakat, açıklık, dürüstlük, adalet, özen, ahenk).

Evlilik terapisi; bir dans kursu gibi de düşünülebilir. Terapistin; bilgili, deneyimli, yetenekli, esnek, hoşgörülü olması ve repertuvarının geniş olması çok önemlidir. Ehil bir terapist; evli çiftin daha uyumlu ve tatminkar bir dansı öğrenmelerine destek olabilir. Çiftin dans etmeyi gerçekten öğrenebilmeleri için; istekle, umutla, cesaretle ve sabırla çabalamaları gerekir.

En önemli çalışmalardan birisi de maliyet-fayda hesabı yapmaktır. Hangi seçeneğin avantajları ve dezavantajları nelerdir? Hangi seçenek; ilişkiye neler getirir ve neler götürür? Eşlere ilişkideki temel sorunların ve ihtiyaçların netleştirilmesini kolaylaştırabilecek bazı psikolojik ölçekler (anketler, soru formları) ve terapi ödevleri, iki eşin, düzenli aralıklarla (haftalık veya aylık) “sorun ve beklenti toplantılar” yapmaları önerilebilir.

Eşler; terapi seanslarına “beklentiler listesi” yapıp getirebilirler (kendi hayatından, hayat arkadaşından ve evlilik terapisinden neler beklediğine kafalarını yorup, yazarak). Bu listelerin güncel, somut ve detaylı olması çok önemlidir. Eşlerin bireysel ve ortak öncelikleri netleştirilmelidir.

“Eşinizde ve ilişkinizde; hoşlandığınız ve hoşlanmadığınız şeylerin listesini yapın.”  gibi kimi ev ödevleri istenilebilir. Bu terapi tekniğindeki temel tavsiye: ilişkideki olumsuzlukların azaltılmaya çalışılmasından çok, ilişkide olumlu bulunan şeylerin arttırılmaya çalışılmasıdır.        

Evlilik terapisti; her iki eşin de “birer defter edinmelerini, zaman zaman, kendi hislerini, isteklerini, ikilemlerini, rüyalarını defterlerine yazıp, terapi seansına getirmelerini tavsiye edebilir. Evlilik terapisine başvurmuş olan çiftin kendilerine özgü sorunlarına ve ihtiyaçlarına göre seçilebilecek, (yukarıda kısaca bahsedilen yöntemlere ek olarak) diğer pek çok terapi tekniği vardır.

3T Tekniği (Talepler, Taahhütler, Takvim)

Her bir eşin, karşılıklı olarak:

  • Eşinden Taleplerine,
  • Eşine Taahhütlerine,
  • Evlilik terapisini de içeren son bir deneme süresi Takvimine

kafalarını yorup, netleştirip, güncel, detaylı ve somut olarak yazıp terapi seansına getirmeleri.

3M Tekniği (Mütekabiliyet, Müzakereler, Mutabakat) 

Her bir eşin, karşılıklı olarak:

  • Mütekabiliyet (karşılıklılık): Yetişkin bir insan olmanın ön koşullarından olan karşılıklılık ilkesini, evlilik ilişkisinde de öğrenmek ve uygulamak. Karşılıklı sevgi, saygı, açıklık, adalet, güven, af dilemek, affetmek, teşekkür etmek, taktir etmek, sadakat, dürüstlük
  • Müzakereler: Evlilikteki herhangi bir mesele hakkındaki hisleri, ihtiyaçları, sorunları, beklentileri karşılıklı konuşabilmek ve birbirini gerçekten dinleyebilmek. Bir konuyla ilgili karşılıklı görüş alış-verişinde bulunabilmek. Müzakereleri zaman zaman yenilemek gerekir, çünkü değişen koşullara göre, ihtiyaç ve sorumluluklar da değişebilmektedir.
  • Mutabakat (uzlaşmak, anlaşmak): Her iki eşin de esneyerek, bir şeylerden feragat edip, orta bir noktada buluşup anlaşmaları, uzlaşmaları. Ortak bir uzlaşma zemini oluşturmaları. Meseleyi belirsiz bir şekilde havada bırakmamaları, “adını koymalarını”. Her iki eşin de mutabık kaldığı, uzlaştığı ortak ilkeler, amaçlar, değerler oluşturmaları. Bireysel standartları esnetmek, ortak standartlar oluşturabilmek, “hayat ortağı olabilmek

X5 Tekniği

Eşlerin, evlilik terapisinde öncelikle odaklanmak istedikleri meseleyi (problemi, sorunu, konuyu) belirleyip, somutlaştırıp adını koyup, sonrasında da adını koydukları (X) meseleyle ilgili 5 basamaklı terapi metodunu denemeleri.

  • Odaklanmak istedikleri (X) meseleyle ilgili seçenekleri (alternatif olasılıkları) belirlemek.
  • Odaklanmak istedikleri (X) meseleyle ilgili denenebilecek ne gibi alternatif olasılıkların, seçeneklerin olduğuna kafa yormak ve mümkünse en az üç alternatif seçenek oluşturmak.
  • Maliyet / fayda hesabı (her bir seçeneğin avantajlarını, dezavantajlarını, getirisini, götürüsünü, toplamda faydalı mı, yoksa zararlı bir seçenek olup-olmadığının, her bir seçenek için tek tek tartılması)
  • İki eşin de esneyerek, mutabık olabilecekleri bir seçenek için, ortak karar vermeleri, ortak kararlarını uygulamayı denemeleri, kendilerini disipline ederek, kararlılıkla, umutla, cesaretle, sabırla, çabalamaları, pes etmeden, yan yana ortak mücadele vermeleri.
  • “Sorumluluklar Mutabakatı” : Her bir eşin, evliliklerinde nelerden sorumlu olup, nelerden sorumlu olmadıklarını netleştirip, mutabakat yapmaları ve sorumlu oldukları şeylerle, sorumlu olmadıkları şeyleri birbirine karıştırmamaya özen göstermeleri.

3B (Bağımsızlık, Bağlılık, Bağımlılık) Değerlendirmesi:

Eşlerin her birindeki üç ruhsal eğilimin değerlendirilmesi:

  • Bireysel Bağımsızlık (özgürlük)
  • Bağlanma ihtiyacı (Bağlılık)
  • Bağımlılık

Ortak aktivite denemeleri yapılabilir (her ay bir hafta sonu baş başa doğaya kaçmak, yürüyüş yapmak, baş başa güzel bir yemeğe gitmek, ortak bir hobi edinmeyi denemek, resim, müzik, dans, fotoğrafçılık, yeni bir lisan öğrenmek, seyahatler yapmak, konser, tiyatro, egzersiz, spor, yüzme, bisiklet, yoga gibi).

Elbette eşlerin bu aktivitelere öncelikle niyet edip, kendi olanakları çerçevesinde bu etkinliklere gerçekten yatırımda bulunmaları önemlidir. Bütçe ayırmaları, zamanlar ve alanlar yaratmaları, planlama ve organizasyon yapmaları, duygusal-cinsel ve sosyal ihtiyaçlarına özenli olmaları, önceliklerini güncellemeleri, hayatta ne için çalışıp-çabaladıklarını ve hayat arkadaşından neler beklediklerini netleştirmeleri gibi birçok adımı başarıyla tamamlamalıdırlar.

Çiftin ihtiyaçlarına göre; iletişim stratejileri içeren bilimsel ve kolay anlaşılır kitaplar önerilebilir. Burada elbette yapay ve klişe tavsiyeler sıralayan kişisel gelişim kitapları kastedilmemektedir.

Birlikte veya ayrı takip edilecek (haftalık veya aylık) dergiler araştırılabilir.

Film veya tematik-dizi önerileri, ortak zaman paylaşımını eğlenceli ve cazibeli hale getirebilir.

Son evre

“Tamam mı, devam mı?”, “Neye tamam, neye devam?”  Eşlerin “neye tamam, neye devam?” seçimlerini yaparak, nihai bir karar vermeleri bu evrede onlardan beklenir.

Nelerden vazgeçmek, nelerden vazgeçmemek? “Sağlıklı evliliğin” veya “sağlıklı ayrılığın ilkeleri ve usullerini öğrenmek, benimsemek, deneyerek öğrenmek de yine bu evrede şekillendirilir.

Günümüzdeki kimi evliliklerde; “ölüm bizi ayırana dek” diyerek ortak mücadele edilmiyor artık ve evlilikte “bir zorlukla karşılaşıldığında” çabucak sonlandırılabiliyor. Çünkü artık; çoğu bir insan, başka birisi için mücadele etmek istemiyor. Günümüzdeki kimi evliliklerde de; evlilik ilişkisi öldüğü halde; evlilik sürdürülüyor. Çeşitli sebeplerle, sonlandırılamıyor. Halbuki; bazı ilişkilerden, umudu kesmek gerekir, bazen bırakmak gerekir.

Evlilik terapisinin son evresinde (eşlerin kişilik yapılarının uyumuna, kapasitelerine, umut, niyet ve enerjilerine göre) farklı olasılıklar vardır: Eğer her iki eş de, ilişkilerindeki genel iklimin yumuşadığını hissediyorlarsa ve terapi desteğine ihtiyaçlarının gerçekten azaldığını ifade ediyorlarsa; terapi seanslarının arası giderek uzatılarak, evlilik terapisinden kısmen veya tamamen vedalaşılır. (Eşlerin yine ihtiyaçları olduğunda başvurabilecekleri açık bir terapi kapıları olduğu güvencesiyle evlilik terapisine ara verilir veya sonlandırılır.).

Evlilik terapisi desteğine rağmen, ilişkideki yıkıcılık ve yoruculuk tekrarlıyorsa, zaman ve enerji kaybı aynı şekilde devam ediyorsa, duygusal-cinsel-sosyal uzaklık sürüyorsa, usturuplu bir ayrılık organize edilmeye başlanabilir. Evli çiftin, eğer çocukları da varsa, boşanma sürecinde eşlerin çirkinleşmemesi özellikle önemlidir. Ortak çocuklara sahip olan iki ebeveynin, yaşamları boyunca birbirlerine düşman olma lüksleri yoktur. Aksi halde, çocuklarının ruhları kalıcı hasar görebilir.

Eşlerin kendi aralarında karşılıklı inatlaştıkları yıkıcı hava sürdüğü sürece, çiftin evliliği devam da etse, boşansalar da, günümüzde iyi bilinen evrensel ve bilimsel bir gerçek vardır: ilişkilerindeki karşılıklı tekrarlayan yıkıcılıkta ısrar eden insanların çocukları; kendi yaşamlarında, ikili ilişkilerinde, eş seçiminde, evliliklerinde, ebeveynlikte ciddi güçlükler yaşayabilirler. Çocukları olan evli çiftlerin çoğu zaman karıştırdıkları kulvarlar vardır. En sık karışan iki kulvar: iki eşin çift olarak yaşadıkları karı-koca kulvarı ile ebeveyn-çocuk kulvarıdır.

Bu karışıklığın ana nedenlerinden birisi; eşlerin karı-koca kimlikleri ile ebeveyn (anne- baba) kimliklerinin karışmasıdır. Halbuki, çiftin karı-koca ilişkisi; duygusal-cinsel-sosyal bir mahremiyet sınırı içinde yaşanmalıdır ve o çizginin içinde çocuklarına asla yer yoktur.

Boşanma kararı vermiş iki eşin; boşanma kararını, çocuklarıyla çift olarak konuşmaları önerilir. Çünkü; iki eş, evliliğe çift olarak başlamıştır, çift olarak olumlu ve olumsuz birçok şey yaşamış ve mücadele vermişlerdir. Çocuk ya da çocuklar, aileye daha sonra katılmışlardır. Boşananlar ise çiftin kendisidir. Artık; karı-koca ilişkilerinde çift olarak anlaşamadıkları için, evliliklerini sonlandırmaktadırlar. Fakat; anne ve baba kimlikleri, yaşamları boyunca sürecektir. Çocukların hayatının bundan en az etkilenmesi için çabalayacakları hakkında çocuklara güvence vermelidirler. İki ayrı ev kurulacak, çocuklar her iki evde de hayatlarına devam edeceklerdir.

Annesi ile babasının karı-koca olarak çift ilişkilerinin başlamasında, devamında ve sonlanmasında; çocukların bir sorumluluğunun olmadığının vurgulanmasıyla, çocuğun sırtından birçok yük kalkar, çocuk hem rahatlar, hem anne-babasının boşanmasından kendini suçlamaz, hem de yaşamı boyunca anne-babasının arasını düzeltmeye çalışmaz.Çocuğuna en iyi rehber-rol model olan ebeveynler, kendi bireysel hayatının sorumluluğunu alan ebeveynlerdir.

Boşandığı eşiyle karşılıklı inatlaşarak yıkıcı ilişkisini ısrarla tekrarlayan insanların çocuklarının ruhu, maruz kaldıkları bu yıkıcı atmosferden yaşamları boyunca zarar görür. Eşler; aralarındaki yıkıcı öfke ve inatlaşma halini geride bırakamazlarsa; gündelik hayatı birbirlerinin burnundan getirebilirler, hem de yaşamları boyunca. Sahip oldukları kişisel olanakları ile mevcut hayatları örtüşmez hale gelir. Hak ettikleri ve ihtiyaç duydukları huzurlu, canlı, coşkulu ve tatminkar hayata hiçbir zaman ulaşamazlar.

İki yetişkin insan; eğer, evliliklerini iyileştirmeye soyunamıyorlarsa, veya bunu denemelerine rağmen evlilik ilişkileri tatminkar hale gelmiyorsa, aralarındaki duygusal-cinsel-sosyal uzaklık hali sürüyorsa, önlerinde çeşitli seçenekler vardır. Kalan hayatlarında, bu seçeneklerden birini seçmekle, eşlerin her biri kendisi sorumludurlar:

  • Evliliklerindeki cansız, mutsuz ve yorucu hali, onaylamasalar da kabul etmek ve sızlanmadan yaşamak.
  • Evliliklerindeki cansız, mutsuz ve yorucu hali kabul etmemek, fakat sadece sızlanarak yaşamak.

Profesyonel bir evlilik terapisi desteği (ilk kez veya son bir kez daha) alarak; ilişkinin iyileşip-iyileşmeyeceğine son bir kez bakmak, evlilikte düzelme olursa yola çift olarak birlikte devam etmek, düzelme olmazsa usturuplu bir şekilde yolları ayırmak.

Profesyonel bir evlilik terapisi desteği almadan; usturuplu bir şekilde yolları ayırmak, kendi yoluna gitmek, kendilerine ayrı hayatlar kurmak üzere yola koyulmak ve (özellikle çiftin çocukları da varsa) yaşam boyunca birbirine düşman olmamak.

  • Düşmanca ve yıkıcı bir ayrılık sürecinde inatla ısrarcı olmak.
  • Düşmanca duygularla bir savaş başlatmak ve asla ayrılmamak.
  • Boşanmanın ortak sorumluluğunu alamamak.
  • Boşanmanın bireysel sorumluluğunu da alamamak ve inisiyatifi eşine bırakmak.

Çeşitli yorucu seçeneklerin kombinasyonlarının birbirini izleyen tekrarıyla, yaşam boyunca zaman ve enerji kaybetmeye devam etmek. Her şeyi yutan bir girdap oluşturup, birbirini aşağıya çekmek ve birlikte boğulmak. Yeni hayatlar kuramamak. Diğer hayat seçeneklerini denemeden, birlikte çürümek. “yaşarken ölmek”…

Share
basarakman

No Comments

Post a Comment