Pzt - Cmt 11.00 - 19.00 Pazar Kapalı

(0212) 561 29 49

Bakırköy/İstanbul

Top

Evlilikte Zor Çiftler

Zor ve zorlayıcı eşlerden oluşur.

Kendi geçmiş aile ilişkilerini; evliliklerinde ısrarla tekrar edip dururlar.

Takılıp kaldıkları döngüsel tekrarın farkına varıp anlamadan, tekrardan kurtulmaları zordur.

Birbirlerini gerçekten duyamazlar ve birbirleriyle konuşamazlar; çünkü aralarındaki atmosferde kişisel geçmişlerinden gelen çok farklı gürültüler, rüzgarlar, hortumlar, sarmallar, girdaplar, akıntılar, geçmişin hayaletleri vardır.

Karşılıklı suçlamacılık ve savunmacılık döngüsüne sıkışıp kalmışlık hissedebilirler.

Karşılıklı iki yetişkin-yetişkin ilişkisi yerine; sanki ebeveyn-çocuk ilişkisi sahnelerler. Bazen de eşlerin her ikisi de çocuklaşır: “sen benim annem değilsin! “senin karşında çocuk yok! “ben senin çalışanın değilim!” “sen de annen gibisin!” “ben kendi ailemde böyle gördüm” “ben böyleyim” “kişiliğimden ödün veremem” “senin annen şöyle kardeşin böyle” “ben haklıyım” “ben ne yaptım ki!” “hepsi senin suçun” “her şey senin yüzünden” “sen hep böylesin zaten” “sen başlattın” “sorun sende, doktora git tedavi ol” “bunu yapmamanı sana binlerce kere söyledim!”

Eşlerin tek taraflı veya karşılıklı olarak birbirlerine; küçümseyici, alaycı, iğneleyici laflar söylemeleri, imalarda bulunmaları

Kapana sıkışmışlık. Bataklığa saplanmışlık. Çaresizlik. Nasıl çıkacağını bilememek. Kaybolmuşluk. Yolunu kaybetmişlik. Hangi yöne gideceğini bilememe. Kararsızlık. Eşine düşmanca duygular beslemek. Tahammülsüzlük. Karşılıklı kışkırtmalar, oltaya gelmeler, inatlaşmalar, misillemeler

Karşılıklı münakaşalar veya konuşamamalar kısır döngüler şeklinde ısrarla tekrarlanarak devam eder.  

Zor çiftler; yıkıcı bedellerine rağmen, karşılıklı inatlaşmayı asla vazgeçmeden sürdürürler. Bir çok defa ayrılma girişimleri ve tekrar bir araya gelmeler birbirini kovalar.

“Ayrılma” “küsme” “barışma” “tekrar ayrılma” halleri zamanla laçkalaşıp, ciddiyetini kaybeder. İlişkideki önemli meseleler; sulandırılıp, gargaraya getirilir, savsaklanır, geçiştirilir. Böyle bir iklimde yaşayan eşlerin; kendini anlamaya çalışma becerisi de kısıtlanır. Ne istediklerini, ne yapmaları gerektiğini bilmez hale gelirler. Akışa bıraktıkça; yorucu ve boğucu girdap daha da içine çeker.

Birbirleriyle sağlıklı ilişki kurabilmek için; tarafsız bir desteğe gerçekten ihtiyaçları vardır. Belki de tutunmaya çalıştıkları son dal veya umutlarını bağladıkları son çıkış yolu: evlilik terapisidir.

Ve bu bağ; pamuk ipliği kadar zayıf ve kırılgandır. Çünkü her iki eş de anlaşılmamışlık hissinden çok yorulmuştur. Birbirlerine tahammülleri azalmıştır. Evliliklerindeki zemin çok kaygandır. Aralarındaki gergin ve yıkıcı atmosfer nedeniyle yoğun bir sıkışmışlık ve çaresizlik hissi vardır. Evlilikleri; en ufak bir kıvılcımdan, büyük bir yangın çıkabilecek haldedir: “İncir çekirdeğini doldurmayacak konulardan” “fındık kabuğunu doldurmayan şeylerden” “ipe sapa gelmeyecek olaylardan” büyük ve yineleyen münakaşalar yaşayabilir hale gelirler.

Çiftin yaşadığı bu tatsız gerginlikler; giderek başka insanların da önünde olmaya başladığında; daha da rencide edici olabilir, mahcubiyet, utanma veya pişmanlık duygularına yol açabilir. Eşler arasındaki duygusal, cinsel ve sosyal uzaklaşma giderek artabilir.

Evlilik terapisi sürecinde, eşlerle birlikte, son bir kez daha, gözden geçirme değerlendirmeleri:

Yapılabilecek başka neler kaldı?

  • Ne yaparsak işe yarar? ne işe yaramaz?
  • Terapi çalışmasının verimini neler düşürüyor olabilir?
  • Eşlerin birinde veya her ikisinde de enerji düşmesi var mı?
  • Umutları veya istekleri mi azaldı?
  • İlişkinin geleceğiyle ilgili tehlike işaretleri veya uyarıcı sinyaller nelerdir?
  • Eşlerin kafalarında; gelecek ile ilgili nasıl resimler var?
  • Aydınlık mı, yoksa karanlık mı?
  • Hangi evlilik ilişkileri yeterince iyi gider?
  • Gündelik yaşamın koşturmacalarına rağmen, ilişkilerine zamanlar yaratmaya niyetleri ve çabaları var mı?
  • Eşlerden herhangi birinin gizli bir gündemi veya ajandası mı var? (duygusal, cinsel, sosyal, ekonomik, davranışsal)

“Evlilik Terapisi” ile ilgili bazı bilgilendirmeler:

  • En az çaba ile “ideal bir ilişkiye” ulaşmak mümkün müdür?
    • Hayır, asla mümkün değildir.
  • “İdeal bir ilişki” veya “ideal bir evlilik” diye bir şey var mıdır?
    • Hayır, yoktur.
  • Eşlerin kişilik yapısı, tabiatı değişebilir mi?
    • Hayır, pek değişmez.
  • Eşlerin kişisel gelişimi mümkün müdür?
    • Evet, bazen mümkündür.
  • Evlilik ilişkisini geliştirmek mümkün müdür?
    • Evet, bazen mümkündür.
  • Her evli çift için aynı terapi yöntemleri mi uygulanır?
    • Hayır, her çiftin kendi özel-spesifik-farklı sorunlarına ve kişilik yapılarına göre, farklı terapi yöntemleri seçilir ve denenir.
  • Terapistin rolü nedir ve ne değildir?
    • Terapistin rolü: arabuluculuk, hakemlik, hakimlik değildir.

Terapistin temel işlevleri: yol arkadaşlığıdır, zaman zaman eşler arasında tercümanlık yapmaktır. Zaman zaman çifte rehberlik etmek, somut yöntemler ve iletişim stratejileri sunmaktır. Çiftin ilişkisini; daha geniş bir psikolojik çerçevede ele almak gerekir. Hem çiftin evliliklerinin tarihçesi, hem de her bir eşin kişisel tarihçeleri gözden geçirilir. Evlilik Terapisi; evli çiftin, kendi evlilik teknelerinin dümenine geçip, kendi ilişkilerine kaptanlık edip, yıpratıcı rotayı değiştirmeyi denemesidir. Evlilik Terapisi; fırtınaya, rüzgarlara, akıntılara, girdaplara rağmen, pes etmeden, dümeni bırakmadan, mücadele etmeyi belki de son bir kez olarak psikoterapist rehberliğinde denemektir. Eğer birlikte ortak bir rota tutturulamıyorsa da kendi bireysel yollarına gitmek üzere usturupluca ayrılıp, yola koyulmaktır.

Eşlerin evliliklerinde yaşadıkları kendilerine özgü sorunlarına ve öncelikli ihtiyaçlarına göre evlilik terapisi sürecinde üzerinde çalışılan diğer konular:

  • Eşlerin tanışma, flört ve balayı aşaması
  • Evlilikte aşk ve sevgi kavramları
  • Hayatın bireysel yönünden memnuniyet ile evlilikten memnuniyet oranı nedir?
  • Evlilikteki memnuniyet / memnuniyetsizlik oranı nedir?
  • Çiftler; terapiye ne zaman ihtiyaç duyar?
  • “Çift olmak” ne demektir ve ne demek değildir?
  • İdeal ve “büyük” umutlar ile mi evliliğe başlanılmıştır?
  • Her bir eşin; evlilikle ve eşiyle ilgili hayalleri ve hayal kırıklıkları nelerdir?
  • Evlilikte kırılma noktaları neler olmuştur?
  • Eşlerin kişisel hassasiyetlerinin ve eğilimlerinin saptanması
  • Bireysel bağımsızlık, bağlılık ve bağımlılık eğilimlerinin anlaşılması
  • Bir başkasına bağlanma ihtiyacı ile “muhtaçlık hissinin” karışması
  • Aidiyet ihtiyacı ile “boyun eğmenin” karışması
  • Ebeveynlik meseleleri ve sorumlulukları
  • Evlilik ve Çocuklar
  • Karma evlilikler (eşlerden birisinin veya her ikisinin de daha önceki evliliğinden çocuğu/çocukları olması)
  • Kültürel farklılıklar
  • Evlilik ve Cinsellik
  • Günümüzde değişen kavramlar (evlilik, boşanma, aile, ebeveynlik, ilişki, sadakat, özgürlük, sorumluluk, ilkeler, hoşgörü, anlayış, değerler)
  • Evlilik ve Zaman: (baş başa ortak zamanlar ve alanlar paylaşmak, sohbet etmek, ilişkiye eğlence ve mizah katmak, birlikte gülmek)
  • Ölçüsüzce aşırı ilgi/şefkat beklentisi (veya sunumu)
  • Esneklik ve hoşgörünün önemi
  • Umut, cesaret, sabır, emek, özen kavramları
  • Bazen hızlı, çabuk ve çevik olmanın önemi (aksi halde “tren kaçabilir) Bazen de yavaş, sakin ve sabırlı olmanın önemi (aksi halde; “kaş yapayım derken göz çıkarılabilir.
  • Eşlerden birisi tezcanlı ve sabırsız yapıdayken, diğer eş erteleyen veya ağırdan alan bir tutum içindeyse, ortada buluşabilmeleri için, ikisinin de esnemesi ve çabalaması gerekir.
Share
basarakman

No Comments

Post a Comment