Pzt - Cmt 11.00 - 19.00 Pazar Kapalı

(0212) 561 29 49

Bakırköy/İstanbul

Top

Panik Atak İle İlgili Bilinmesi Gerekenler – Bölüm 2

Psikiyatriste gitmelerine rağmen kimi insanlar neden yıllarca panik atakları yaşayabiliyor?

Çünkü panik hastalığının ve tedavisinin mantığı, hastalara yeterince anlatılmıyor, öğretilmiyor. Panik atağı yaşayan kişi, korkunun üzerine gitmek yerine kaçmayı veya durumu geçiştirmeyi dener. Korkudan kaçınmak için; yüzünü yıkar, duş alır, hava almaya çıkar, hastane civarında gezer, yanında ilaç taşır, düşünmemeye çalışır. Her panik atağında, “bunu yapmasam beni yakalayacaktı, zor atlattım diye düşünür. Halbuki iki şey yapması çok işe yarar: birincisi; ne olacağından korktuğunu bulmak, örneğin “arabaya yalnız binersem kalp krizi geçireceğimden korkuyorum; ikinci yapacağı ise “korktuğum şeyin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini görme fırsatını kendime tanıyacağım diyerek korku senaryosunu test etmek. Hastalığın sürmesine neden olan en sık hatalardan birisi de organsal bir rahatsızlık olduğunu düşünüp hastaneden hastaneye, doktordan doktora gezinmektir. Hastalığın iyileşmeyeceği umutsuzluğuna kapılmak veya tedaviyi aksatmak da atakları besler.

Panik atak tedavisi ne kadar sürüyor?

Yıllarca süren bir tedavi değil. Kişinin tam olarak ne yaşadığını öğrenmek için biraz zaman ve emek gerekiyor. Bunun için değerlendirme seansları yapılıyor. Ortalama 4-6 seansta panik bozukluğuna kalıcı bir tedavi çerçevesi çizilebiliyor. En az 6 ay ilaç tedavisi sürdürmek gerekebiliyor. Zamanı gelince ilaçlar tedricen azaltılarak kesiliyor. Kişi ataklarla başa çıkmayı öğrendikçe bunu beceriye dönüştürebiliyor ve kendi terapisti haline gelebiliyor.

Tedaviye neler yardımcı olabilir ?

Günlük yaşamında kişinin kendisine soluklanabileceği bir alan açması işe yarayabilmektedir. Biriken stresini dağıtmak için bir takım aktiviteler yapabilir. Haftada iki gün, yarımşar saat yapılacak fiziksel egzersiz, örneğin yürümek, koşmak, yüzmek, bir spor salonuna üye olmak. Bireysel olarak keyif alabileceği, kafasını dağıtabileceği uğraşlar keşfedebilir. Resim yapmak, yazı yazmak, kitap okumak, edebiyat, müzik, dans gibi herhangi bir sanatsal yaratıcılıkla ilgili bir takım kaynaklar arayabilir. Kişi ne kadar boş kalırsa, o kadar bedenini dinlemekte ve kaygı verici bedensel duyumlar artabilmektedir. Bedenini dinlememeyi, bedeniyle uğraşmamayı öğrenmelidir. “vücudumda zaman zaman uyuşma-karıncalanma-titreme olabilir, çarpıntı olabilir, bazen nefesim sıkışabilir, başım dönebilir diyebilmeyi öğrenmek mümkündür. “en kötü senaryom ne? gerçekleşecek mi göreyim bakalım?” ya da “bu düşünceyi ben getirdim yine ben götürebilirim gibi düşüncelere meydan okuma teknikleri işe yaramaktadır.

Panik atak başka sağlık sorunlarına neden olur mu?

Tıbbi başka sorunlara sebep olabilecek bir rahatsızlık değildir. Fakat tıbbi bozukluğa yatkınlık varsa onu daha belirgin hale getirebilir. Aşırı çalışan stres hormonları, birçok organı ve sistemi olumsuz etkileyebilir.

Ölüme yol açabilir mi?

Aslında tıbben emniyetli bir rahatsızlıktır. Kişinin, ataklardan dolayı hayatını kaybetme riski çoğu zaman bulunmamaktadır.

Panik bozukluğuna eşlik eden durumlar nelerdir?

Depresyon eşlik ettiğinde intihar düşünceleri olabiliyor. “Bu korkuyla başa çıkamıyorum ölsem de kurtulsam noktasına kadar gelinebiliniyor. Bu ciddiye alınması gereken bir durumdur. Alkol madde kullanımı artabiliyor. Sakinleşip uyuyabilmek için alkol kullanımı başlayıp giderek alkol tüketimi artabiliyor, alkolün kendisi, panik atak biyolojisini daha da tetikleyebiliyor. Kişi uyumaktan korkar hale gelebiliyor ve “uyku panikleri” oluşuyor.

Panik Atak bir “delilik hali” midir?

Bazı panik atak hastalarına “acaba çıldıracak mıyım? aklımı kaybedecek miyim ? gibi duygular eşlik ediyor. Bilinmesi gereken bir durum var, panik bozukluğu, bir akıl hastalığı veya zeka geriliği değildir. Panik atak hastalarının bir kısmı her ne kadar aklını kaybedeceğini sansa da bu bir akıl hastalığı haline dönüşmez. Bu durum, şizofrenik bir hal almaz, tam tersi çoğu panik hastası akıllı insanlardır, IQ’ları yüksektir.

Yaşam kalitesini etkiler mi?

Evden çıkmak, işe gitmek, spor, seks, gezi, namaz gibi efor gerektiren etkinliklerden vazgeçmek, atağı önleyeceğini düşündüğü bir takım şeyleri yanında taşımak, bayılma korkusundan dolayı üzerinde değerli eşya taşımamak ve tıbbi yardım alabileceği yerlere yakın gezmek gibi yaşam kalitesinin her alanında kısıtlamalara neden olmaktadır.

Panik atağı yaşayan kişiye yakınları nasıl davranmalıdır? Aileleri bilgilendirmek önemlidir çünkü ailelerin tutumu, tedavi sürecini olumsuz etkileyebilmektedir. “Bir şey olmayacak” yaklaşımı işe yaramamaktadır. Ailelere aşırı koruyucu tutumlara girmemelerini ve telaş yapmamaları öneriyoruz. Panik atak yaşayan kişinin durumu kapris, şımarıklık ya da zayıflık olarak değerlendirilmemelidir. Kişi yoğun bir kaygı hissi yaşamaktadır ve bunu uydurmamaktadır. Kişinin yanında olunduğu hissettirilmeli ama kendi sorumluluğunu almasına da teşvik edilmelidir. Panik atakları dış destekle değil, iç destekle iyileşir. Aksi halde taşıma suyla değirmen dönmez!

Çok ilginç vakalar oluyor mu?

Tabi ki. İstanbul’da köprüyü geçemeyenler, uçağa binemeyen iş adamları, tekrar tekrar yaptırılan AİDS testleri, beyin MR’ları, anjiolar.

Son önerileriniz var mı?

Hayatı bir gemi yolculuğuna benzeten metaforu çok beğeniyorum. İnsanların bir kısmı yaşam yolcuğunun tadını çıkarmaya çalışırken, bir kısmı “bu yolculuk bitecek” diye kamarasından çıkmıyor veya gemide geriye doğru koşmaya çalışıyor. Aslında bu yolculuk, her halükarda sona erecek. Bu nedenle, ne yapıp edip, kaygı ve ölüm ile birlikte yaşamayı öğrenmeye çalışmayı öneririm.

Az kaygılı günler dilerim. Çünkü dünya emniyetli bir yer değil. Ve bu dünyada kaygısız, kayıpsız ya da risksiz yaşam diye bir şey yok.

Share
basarakman

No Comments

Post a Comment