Pzt - Cmt 11.00 - 19.00 Pazar Kapalı

(0212) 561 29 49

Bakırköy/İstanbul

Top

Psikolojimizde Neler Oluyor?

Her insanın yaşadığı ruhsal, bedensel, sosyal güçlükler vardır. Bu güçlüklerin çoğu kişinin kendi iç ve dış dünyasındaki ihtiyaç ve çatışmalardan köken alır. Bu insani haller, kişiden kişiye farklı duygularla yaşanır. Kişi, kaygı, endişe, panik, korku, üzüntü, mutsuzluk, umutsuzluk, yorgunluk, çaresizlik, yalnızlık, kırgınlık, kızgınlık, öfke, nefret, gerginlik, suçluluk, boşluk gibi duygular yaşayabilir. Yaşanan bu duyguların sebebi zayıflık veya güçsüzlük, iradesizlik, akılsızlık, şımarıklık, yalancılık DEĞİLDİR. Çoğu zaman insan aynı çıkmaz sokakta, aynı kısır döngülerin içinde çırpınarak, yerinde sayar.

Bu durum kişinin enerji ve zaman kaybetmesine neden olur. Kişinin kendisiyle, insanlarla ve sosyal hayatla ilişkisi bozulur. Aile ve evlilik problemleri başlar. İş cephesinde de tahammülsüz ve sinirli olur. Stres, bağışıklık sistemini zayıflatır, kişinin beden sağlığı da bozulmaya başlar. Mağduriyetleri arttıkça kişi giderek yorulur, umudu azalır, yaşadığı güçlükten nasıl çıkacağını bilemez hale gelir, mevcut duruma alıştıkça uyuşur, giderek kendi hayatına kayıtsız hale gelebilir. Hatta umutsuzluk arttıkça kişi kendi hayatını bir kurban rolünde yaşamaya başlayabilir. Bir kurtarıcı gelmeyeceğini bildiği halde, bir kurtarıcı bekleyebilir. İnsanlara bağımlı hale gelebilir. Zaman geçtikçe kişiliği ve hayatı fakirleşebilir. Olmadığı birisi gibi olmaya çalışabilir. Kendisinin veya karşısındaki kişilerin değişeceğini umut eder, fakat aslında hiç kimsenin tabiatının değişmesi mümkün değildir.

Çoğu zaman insan, daha zengin, başarılı, güzel, popüler olursa; daha mutlu, huzurlu ve güvende olacağı yanılgısına düşer. Mülkiyet, statü, prestij, güç peşinde koşar. Giderek kendinden daha da uzaklaşır. Günümüzde birçok insan; hangi konuda ne hissettiğini, ne istediğini bilmeden, çelişkilerle yaşamaktadır. İçinde yaşadığımız zamanlar “boşluk çağı, endişe çağı, melankoli çağı, yalnızlık çağı, narsisizm çağı… ” gibi isimlerle anılmaktadır. Ruhunu ihmal eden insan; bir makine gibi yaşamaya çalışmaktadır. Halbuki, insanın tam da ihtiyacı olan şey,  kendi ruhuyla, kendi tabiatına uygun yaşamaktır. İnsan, yüzleşmediği şeyi iyileştirmez, anlamadığı şeyi çözemez.

İnsan ruhunda ikilemler, çelişkiler, yoksunluklar, alışkanlıklar, çatışmalar, ertelemeler, geçiştirmeler vardır. Bazı şeylerin farkındayızdır fakat bazı şeylerin de farkında olmak istemeyiz. Bazı şeyleri görürüz, bazı şeyleri görmek veya duymak istemeyiz. Bazı şeyleri hiç görmeyiz, çünkü her insanın kör noktaları vardır. Bazı şeyleri bastırmaya çalışırız, kimisini bastırırız, bizi rüyalarda tekrar bulur. Bütün bunların neticesinde olan, bunları yaşayan kişinin kendisine olur. Kişinin ruhu acı çeker, yorulur, mutsuz hisseder, kaygılanır, öfkelenir, yalnızlaşır, hayattan aldığı tatmin azalır. Bütün bu olumsuzlukları yaşayan kişinin; kestirme bir çıkış yolu arayışı: işe yaramayacaktır. Kişinin gerçekten işine yarayabilecek şey, kendini anlamaya çalışmasıdır. Bunu yapabilmesi için; kişinin sabırla, umutla, cesaretle ve hevesle yola koyulması gerekir.

Share
basarakman

No Comments

Post a Comment